BURDUR

BURDUR

Burdur, Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde, Göller Belgesinde yer almaktadır. Burdur adının nereden geldiği hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Birinci görüş, Burdur adının "Polydorion" kelimesinin daha sonra, "Polydor" şekline dönüştüğü, oradan da Burdur şekline dönüştüğüdür. İkinci görüş ise Burdur yöresinin eski adı Limobrama "Göl Kenti" anlamına gelen Limobria kelimesinden türemiştir. Sonradan da değişerek Burdur olmuştur. Fakat Antik Çağlarda Burdur'un yerinde herhangi bir şehir bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Bunun için bu iki adın kesin olarak ne zaman kullanıldığı bilinmemektedir. Üçüncü görüş ve en akla yatkın olanı da; Burdur şehrini kuran Türkmen boylarından Kınalı Oymağı mensupları, konaklama yeri ararken, burayı buluyorlar ve bölgenin güzelliği karşısında "Cennet Buradadır" demişler ve "Burada Dur" sözü zamanla hece düşmesine uğramış ve Burdur'a dönüşmüştür.

İlin Tarih Öncesi Çağları

İlimizin tarihi;Neolotik Çağa kadar inmektedir.1957-1960 yılları arasında Prof.J.Mellaart tarafından Hacılar'da yapılan kazılarda Neolitik kültürün bütün ayrıntılarını ortaya çıkarmıştır. Bu bulgular M.Ö.7000 yıllarına inmektedir. Yine 1978-1988 yılları arasında Kuruçay Höyükte ve 1989-1992 yılları arasında Bucak Höyücek Höyükte Prof.Dr.Refik DURU tarafından yapılan kazılarda da Neolitik çağın kültürüne rastlanılmıştır. Bu çağın en önemli özelliği: İnsanların,hayvanları evcilleştirmesi,çanak-çömlek yapımını öğrenmiş bulunmasıdır. Anadolu'nun ilk heykelcikleri olarak bilinen ANA İLAHE'yi temsil eden pişmiş toprak figürünler ve süs eşyaları Neolitik Çağda Hacıların en önemli eserleridir.

Kalkolitik Çağ;Neolitik çağdan sonra gelen M:Ö.5400-3000 yılları arasındaki çağdır. Bu çağda taş,kemik ve ağaç aletlerin yanısıra,madenin de kullanılmaya başlamış olması en önemli özelliğidir. Kuruçay Höyükte bulunan madeni keskiler,ok uçları gibi aletler çağın özelliğini yansıtırlar. Ayrıca Uğurlu Höyük,Kızılkaya Höyük,Karamanlı Çamur Höyük,Tefenni Beyköy Höyükte bu çağı destekleyen malzemeler elde edilmiştir.

M.Ö. 3000-2000 yılları arasına tarihlenen Eski Tunç Çağında,medeniyet daha gelişmiş,taş aletlerin yerini tunçtan yapılan aletler almıştır. Çağın özelliklerini yansıtan bir başka grup da,pişmiş toprak ve mermerden yapılmış keman tipi idollerdir.

İlimizde Yassıgüme Höyük,Burdur Höyük,İncirdere Höyük,Tepecik Höyük gibi yerleşim yerlerinde eski tunç çağı malzemesi yaygın olarak tespit edilmiştir.İlimiz,Antik çağlarda. bugünkü sınırları ile Isparta ve Antalya illerini de içine alan antik PİSİDİA bölgesinde kalmaktadır. Bu bölge Pers döneminin ortalarına kadar karanlıkta kalmış,henüz aydınlatılamamıştır.

Bölge, M.Ö. 2000 yıllarında ARZAVA konfederasyonunun siyasi merkezi olmuştur. Bu durum M:Ö. 1000 yılına kadar çeşitli toplumların yerleşmesiyle devam eder. M.Ö. 8.yy'da Pisidia'nın batı bölgesi Friglerin hakimiyetine girmiştir. Yarışlı Gölü'ndeki yerleşim yerinde Frig keramiklerinin bulunması bu tezi desteklemektedir. M.Ö. 696-676 Frig devletini yıkan Lidyalıların bölgeye hakim olduğunu görüyoruz.M.Ö. 546 yılında Lidyalıları yenen Persler,bölgeyi ele geçirmişlerdir.M.Ö. 334'te Büyük İskender,Biga Çayı kenarında Persleri mağlup eder ve Anadolu'ya yönelir. Önce Bodrum,Milet ve Phaselis'i alır. Daha sonra Perge,Side,Aspendos'u alır ve M.Ö.333'te de Sagalassos ve Kremna'yı da zapteder.Büyük İskenderin M.Ö. 323 yılında ölümü,imparatorluğun paylaşılmasına sebep olur. Bölgeye, M.Ö. 321 yılında komutan Antigonos hakim olur.Fakat M.Ö.301 yılında İpsos Savaşında Selefkoslulara yenilince ülkesini kaybeder. Selefkoslardan sonra bölge,Bergama krallığına ve daha sonra da Roma'ya bağlanır. Bu durum,M.S. 395 yılına kadar devam eder. Bu yıl Roma İmparatorluğu ikiye bölünür;bölge Doğu Roma(Bizans) idaresine girer. Bu durum M.S. Xl yy sonlarına kadar devam eder ve bu tarihten itibaren Türk hakimiyeti başlar.

Burdur'un Türk Tarihi Dönemi :

1071 Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra ise bölge; sırasıyla Selçuklular, Hamitoğulları ve Osmanlıların hakimiyeti altına girmiştir. Anadolu'ya yayılan Oğuz boyları muhtemelen 1075'lerde o zaman Psidia diye adlandırılan bölgeye ve Polidia denen Burdur'a yerleşmeye başladılar. İlk yerleşim yerleri Şekerpınarı-Hamam bendi mevkii olmuştur. Çoğunluğu Kınalı aşiretinden olan Türkmenler , en az 2000 çadırdan meydana gelen bir toplulukla yerleşim yerleri kurmaya başladılar. Başlangıçta kendi başlarına hiçbir devlete bağlı olmadan ve komşuları olan Bizanslılarla mücadele ederek varlıklarını sürdürdüler. Bu mücadelelerin en önemlisi Dinar yakınlarında Bizanslı Manüel Kommenos komutasındaki orduyu yenmeleridir.

Bilhassa Haçlı Seferleri döneminde Selçuklu Hükümdarı l.Mesut ve ll.Kılıçarslan'ın Erle Ovasında bu orduyu yenilgiye uğratması Selçuklu Hakimiyetini bu bölgede kolaylaştırdı. Selçuklu hükümdarı ll.İzzeddin Kılıçarslan Denizli, Uluborlu, Burdur ve Antalya'ya kadar olan bölgeyi ve Türkmen aşiretlerini idaresi altına aldı. Fakat Türkmen aşiretleri üzerinde tam bir otorite sağlayamadı. Bölge; 1219 ve 1236 yıllarında tekrar l.Keykavus ve Alaaddin Keykubat tarafından alındı. Böylece Bölge kesinlikle Selçuklu hakimiyetine girmiş oldu.. 1257 yılında Selçuklu Devleti üç kardeş arasında pay edildi. Fakat ll.Alaaddin Keykubat ölünce, ll.İzzeddin ve lV. Rukneddin Kılıçarslan arasında paylaşıldı. Ama iki kardeş arasında çıkan savaşta Rukneddin yenildi ve Burdur kalesine hapsedildi.1259 tarihinde hapisten çıkarak Selçuklu tahtına oturdu. Rukneddin Kılıçarslan hapis dönemi olaylarının intikamını almaya başladı. Bu yüzden huzursuzluk arttı. Bu arada Baba İlyas ve Baba İshak isyanları da devletin otoritesini sarstı. Ve nihayet Selçuklu Devleti 1303 yılında tamamen ortadan kalktı.

Bu otorite boşluğundan istifade eden Selçukluya bağlı aşiret ve oymakların "Uç" Beyleri de kendi başlarına hükümet kurmaya başladılar. Antalya ve Denizli'nin Türk hakimiyetine girmesinden sonra akın akın gelen aşiret ve oymaklar, bilhassa Kayı, Avşar, Bayındır, Büğdüz, Yazır, Yiva ve diğerlerinin toplamı 200 bin çadıra ulaşmıştı. Bu Türkmen nüfusunun merkezi de Burdur olmuştur. Celaleddin Harzemşah'ın komutanlarından ve Yomut kabilesinden olan Hamit Bey, Selçukluların döneminde Burdur ve Çığralı'ya kadar olan bölgenin sınır beyiydi. Selçuklunun yıkılma dönemine denk gelen Hamitoğulları beyliğinin esas kurucusu Hamit Bey'in torunu olan Felekeddin Dündar Beydir. Bir "Uç" beyi olan Dündar Bey, beyliğini Burdur'da ilan ederek beyliğinin adını dedesinin adına hürmeten "Hamitoğulları" olarak duyurdu. Hamitoğullarının en parlak dönemi Dündar Beyin zamanıdır. Beyliğin sınırları genişlemiş, Antalya, Gölhisar ve Korkuteli Beyliğe katılmıştır. Burdur İli, döneminin en önemli merkezi olmuştur. Sanat, ticaret ve nakliye gelişmiştir.

İlhanlılar Anadolu'ya geldiğinde diğer beylikler gibi Hamitoğulları da bağlılıklarını Başvezir Emirçoban'a bildirerek, İlhanlı fırtınasını kazasız atlatma yoluna gitmiştir. Emirçobanoğlu Timurtaş'ı (Demirtaş), Anadolu Valisi olarak atamıştır. Timurtaş Anadolu'daki beylikleri tek tek ortadan kaldırmaya başlamıştır. Hamitoğullarının da üzerine yürüdü. Dündar Beyi 1323 yılında Antalya'da öldürdü ve Hamitoğullarının toprağını ilhak etti. Bu durum karşısında Dündar Beyin oğulları memleketten kaçtılar. Bu hakimiyet 1327 yılına kadar devam etti. Oğlunun yaptıklarını tasvip etmeyen Emirçoban, Anadolu'ya gelerek oğlunu ortadan kaldırmak istedi. Timurtaş Mısır'a kaçtı, fakat orada öldürüldü.

Dündar Beyin oğlu Hızır Bey Eğirdir'e gelerek Hamitoğullarının topraklarının bir kısmında hakimiyet kurdu.Hızır Beyin ölümünden sonra yerine, Dündar Beyin diğer oğlu İshak Bey geçti. İshak Beyin Beyşehir ve Akşehir'e kadar beyliğin sınırlarını genişlettiğini görüyoruz.

İshak Beyin 1335'te ölümünden sonra yerine oğlu Muzafereddin Mustafa Bey geçti. Onun da yerine oğlu Hüsameddin İlyas Bey 1349'da başa geçti. İlyas Bey Karamanoğullarıyla savaştı fakat, topraklarını kaybetti. Germiyanoğullarının yardımıyla topraklarını geri aldı.

Yerine geçen Kemaleddin Hüseyin Bey, Karamanoğulları'nın saldırısına uğradı. Ama Osmanlılar ve Germiyanoğulları'nın yardımıyla kurtuldu. Bu sırada Anadolu'nun Söğüt Bölgesinde gittikçe büyüyen ve kuvvetlenen ve Osmanoğulları tarafından kurulan Osmanlı Devleti dikkat çekiyordu. Osmanlı padişahı Murat Hüdavendigar Kosova'da şehit olunca yerine oğlu Yıldırım Beyazıt geçmişti. Yıldırım Beyazıt'ın hükümdarlığını başta Karamanoğulları olmak üzere diğer beylikler de tanımadılar. Yıldırım Beyazıt Anadolu'ya geçerek bu beylikleri teker teker ortadan kaldırdı. Hamitoğulları Beyliğini de ortadan kaldırarak Anadolu Beylerbeyliğinin merkezi olan Kütahya'ya bağladı. (1391)  Böylece Hamitoğulları ve diğer beylikler ortadan kalkmış ve Anadolu'da Türk Birliği sağlanmıştır. Hamitoğullarının son beyi Kemaleddin Hüseyin Beyin oğlu Mustafa Bey, Osmanlı komutanı olarak görev almıştır. Böylece Burdur'un Osmanlı Dönemi başlamıştır.Osmanlı Şehzadelerinden l. Beyazıt ve ll. Selim Kütahya'da Beylerbeyi olarak bulundular. ll. Beyazıt zamanında Şah kulu ayaklanması ortaya çıkmıştır. Şah kulu Şehzade Korkut'un Antalya'dan Manisa'ya giden hazinesini yağmalamış, Antalya, İstanos, Almalı, Burdur ve Keçiborlu'yu basarak, buraların kadılarını ve bir çok insanı öldürmüştür. Şah kulu sonunda İran'a sığınmış ve böylece tehlike ortadan kalkmıştır.XVl. yy.a kadar Burdur ‘da önemli olaylar olmamıştır. 1522'de de Burdur Tirkemiş İlçesi merkezi durumdadır. Bu dönemde şehir eskiye nazaran daha gelişmiştir.XVl.yy.ın sonuna doğru şehir biraz daha büyümüştür. Ekonomi canlanmıştır. Bu bakımdan verilen vergiler fazlalaşmıştır.

1839 Tanzimat hareketinden sonra Burdur, Kütahya ilinden ayrılarak Konya ilinin Isparta kaymakamlığına bağlandı. 1850 yılına kadar bu bağımlılık sürdü.  Daha sonra başta Saden oğlu Hacı İsmail Ağa olmak üzere Burdur'un Sancak olması için uğraşmışlar ve 1872 yılında Burdur sancak olmuştur. Burdur'un ilk sancakbeyi Mehmet İzzet Paşadır. Osmanlı Devleti 1914'te 1. Dünya Savaşına katılınca bütün yurtta seferberlik ilan edilmiş ve aynı yıl Burdur'da şiddetli bir deprem olmuş, yaklaşık 1500 kişi ölmüş ve şehrin önemli dini yapıları bu depremde yıkılmıştır. Her iki felaket birleşmiş ve Burdurlular birkaç yıl bu kötü şartlar altında yaşamışlardır.1920 yılında müstakil mutasarrıflık olan Burdur, doğrudan hükümet merkezi olan İstanbul'a bağlanmıştır. 1.Dünya Savaşının yenilgi ile neticelenmesinden sonra İtalyanlar Antalya'ya asker çıkardılar. Burdur'a gelerek merkez komutanlığı kurdular. Burdur düşmanın yurttan atılmasından sonra kurulan yeni Türkiye Cumhuriyetinde 1923 yılında İl olarak yerini almıştır.

İKLİM:

Burdur Havzası'nda iklim bakımından Akdeniz ikliminin tipik Özellikleri görülürse de yükseklik ve dağların iç taraflarında karasal iklim ile İç Anadolu iklim özelliklerine yakın özellikler de gözlenir. Burdur ilinde kışlan soğuk ve yağışlı, yazlan kurak ve sıcak iklim koşulları hüküm sürmekledir. Temmuz ortalaması 24º C,  Ocak ortalaması 1,6º C'dır. Mevsimler bakımından Burdur'un kış ortalama sıcaklığı 3.6 derece, ilkbahar 11.4 derece, yaz 23.1 derece, sonbahar ise 14.5 derecedir. Kemen her yıl kar yağışı görülür. Havzada ilkbahardan başlayarak hemen, hemen sonbahar sonlarına kadar görülen bir yağış noksanlığı vardır. Bu devrede düşen yağışlar, buharlaşma ve terleme yoluyla olan kaybı karşılamaktan uzaktır. İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgeleri arasında geçit iklimi özelliğine sahiptir. Yıllık yağış toplamı 468,6 kg/m2'dlr. Oransal nem %51,2, ortalama aylık sıcaklık ise 3,9º C ile 25º C arasında, aylık ortalama yağış miktarı İse. en az Mayıs ayında (4.5 kg/mm2) İle en çok Şubat ayında (57.2kg/mm2)arasında değişmektedir. Burdur Havzası'nda, yakın bir geçmişte önemli iklim değişmeleri olmuştur, iklimde meydana gelen bu değişim etkisini gol seviyelerinde, drenaj şartlarında ve bitki örtüsü üzerinde hissettirmiştir.

COĞRAFYA

Burdur, Akdeniz Bölgesinin iç kısmında ve Göller Yöresi adı verilen bölgede yer almaktadır. İl toprakları 36-53 ve 37-50 kuzey enlemleri ile 29-24 ve 30-53 doğu boylamları arasında yer alır. İlin yüzölçümü 6883 km2 dir İl arazisinin %60.6'sı dağlık, %2.7'si yayla, %19'u ova %17.6'sı engebelidir. Topraklar genel olarak killi ve kireçli bir yapıya sahiptir. İlin genel yüksekliği (ortalama) 1000 metredir.İlimiz güneyden Batı Torosların uzantıları üzerindeki Boncuk Dağları, Elmalı Dağı ve Katrancık Dağı, doğudan yine Batı Torosların uzantısı olan Kuyucak ve Dedegöl Dağı, kuzeyden Burdur Gölü ve Karakuş Dağı Sırası, batıdan ise Acıgöl ve Eşeler Dağları gibi doğal sınırlarla çevrilmiştir.Güneyde Antalya, Batıda Denizli, Güneybatıda Muğla, Doğu ve Kuzeyde Isparta ve Afyon illeri ile çevrilidir. Burdur, Akdeniz Bölgesinde yer almasına rağmen kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. İlin rakımı 950'dir.İç Anadolu Bölgesiyle Akdeniz iklimi arasında bir geçiş noktasıdır. İlde çok sayıda göl ve orta boy akarsu bulunmaktadır. Türkiye'nin önemli göllerinden olan Burdur Gölü her türlü su sporları için elverişlidir. İlin diğer önemli gölleri ise Salda,Yarışlı,Karataş ve Gölhisar Gölüdür. Birçok sulama göletlerinin yanı sıra, Karacaören,Yapraklı,Onaç 1 ve Onaç 2 ve Karamanlı Barajları vardır.

BURDUR GÖLÜ

Burdur Gölü Söğüt Dağı ile Sulu dere Yayla dağ kütleleri arasında kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan oluk şeklindeki tektonik çöküntünün sularla dolması ile oluşmuştur.Gölün batı kesimi boyunca uzanan fay hattı nedeniyle bu kısımda kıyı çizgisi çok dardır. Bu dar bölgelerde göl birden derinleşir. Gölün güney ve kuzeyinde ise alüvyonların birikmesi ile sazlarla kaplı ve delta oluşumu başlamıştır.

Kapalı bir havzada yer alan gölün akıntısı yoktur.Göl suyu oldukça tuzlu olup ülkemizin en derin göllerinden birisidir. Derinlik bazı bölgelerde 100 metreyi bulur. Göl su seviyesinin son yıllardaki aşırı düşüşüne gölü besleyen dere ve çaylar üzerinde yapılan barajlar ve son yıllardaki bölgede yaşanan aşırı kuraklığın neden olduğu sanılmaktadır.

Göl üzerinde yapılan araştırmalara göre besin maddeleri yönünden çok zengin olmadığı belirtilmektedir. Buna karşılık gölün yüze yakın kuş türüne ve yaklaşık olarak 300 bine yakın su kuşuna ve özellikle Dünyada nesli tükenmekte olan "dikkuyruk" ördeklerinin % 70'ine ev sahipliği yapmaktadır. Endemik kuş türlerinin barınma alanı olan Burdur Gölü uluslararası öneme sahip bir sulak alandır. 85 kuş türü yaşar.

SALDA GÖLÜ

Yeşilova İlçe Merkezine 6 km. uzaklıktadır. Göl Antalya-Denizli Pamuk kale Ana-tur güzergâhı üzerinde ve ilimizde yaz ve kış aylarında turizm hareketliğinin yoğun olarak yaşandığı ve tur otobüslerinin göl kenarında bulunan tesislerden yeme-içme ve kısa süreli dinlenme ihtiyaçlarını giderdikleri çok önemli bir konumda bulunmaktadır. Doğan baba, Salda, Eşeler Dağları ve Kaya dibi Taşı önünde teşekkül etmiştir. Yapı itibariyle menşei tektoniktir. Denizden yüksekliği 1193 metredir. Tehlikeli bir bataklık sahası yoktur. Oldukça yuvarlak bir görünümü vardır. Suyu tatlıdır, içinde balık yaşar. Çok derin göllerden biridir. Balık yakalaması zordur. 47 km2 lik bir sahayı kaplar. Güney cephesinde bulunan Sultan Pınar suyu burayı bir mesire yeri haline getirmiştir. Göl çevresinde tabii kumsallar mevcuttur. Gölden sonra kumsalları takiben ormanlar başlar. Salda Gölü ve çevresi, 14.6.1989 tarihinde 1.derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmış iken, bu karar Antalya Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulunun 28.7.1992 tarih ve 1501 sayılı yeni kararı ile tadil edilerek, Salda Gölü kıyısındaki bazı mahaller, 2.derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiştir.

KARATAŞ GÖLÜ

Burdur Karamanlı yolu üzerinde Karataş Tepesi ve Kağılcık Dağları önündedir. Karataş Gölü'nün suyu tatlıdır ve geniş sazlık alanlarıyla kuşlar için önemli kışlama ve üreme alanıdır. Gölden sulama amaçlı olarak da yararlanılmaktadır. Göl aynı zamanda Av ve Yaban Hayatı Koruma Alanıdır.

YARIŞLI GÖLÜ

Yeşilova sınırları içinde Yarışlı, Harmanlı, Sazak, Kocapınar ve Düğer Köyleri arasında 2000 dekarlık bir sahayı işgal eder. Ortasında bir de adacığı vardır. Suyu tuzludur ve bir çok kuşa ev sahipliği yapar.Ayrıca gölün doğu kıyısındaki yarımadada M.Ö. 6. yy.lın son çeyreğinde kurulan klasik çağa ait bilinen en eski yerleşim yeri Tymbrianassus Hacılar Höyüğünün 10 km. batısında Düğer Köyü'nün güney batısında bulunmaktadır.

GÖLHİSAR GÖLÜ

Gölhisar İlçesindedir. Gölde bol olarak yayın balığı avcılığı yapılmaktadır. Denizden yüksekliği 1000 m.dir. Azami derinliği 10 m. kadardır. Etrafı sazlıklarla kaplıdır.

BARAJLAR

Karacaören Barajı: Aksu çayı üzerindeki baraj Bucak ilçesine 35 km uzaklıktadır. Bölgenin enerji ve sulama ihtiyacını karşılamanın yanında, doğal güzellikleri ile mesire yeri olarak ilgi görmektedir. Baraj Gölünün kenarında turizme hizmet veren lokantalar bulunmaktadır.

Yapraklı Barajı : Dalaman Çayı'nın bir kolu üzerinde kurulmuştur. Gölhisar Ovasının sulama ihtiyacını karşılar. Gölün etrafı Belediyece mesire yeri olarak düzenlenmiştir. Çevre il ve ilçelerin rağbet ettiği bir piknik alanı haline dönüşmüştür.

YAYLALAR

Burdur ilinde yükseklikleri 1200 ile 2200 metre arasında değişen birçok yayla vardır. Bölge insanının Yörük olması, yayla geleneğinin devam etmesinin sebeplerindendir.Yaz aylarında, Ağlasun Akdağ Yaylası, Altınyayla Kırkpınar Yaylası, Bucak Kestel ve Kumar Yaylaları, Kemer Akpınar Yaylası, Gölhisar Koca Yayla ve Böğrüdelik Yaylası ile Yusufça Yaylası, Yeşilova Eşeler Yaylası ve merkez Aziziye Yaylası bölge insanları için önemli yaylalardır.

EKONOMİ

Burdur'un ekonomisi, öncelikle "Tarım ve Hayvancılığa ve buna bağlı gelişen "gıda sanayisine. "tarım makineleri sanayisine ve et-süt-tarım ürünleri (un, makarna, kadayıf, kemalpaşa tatlısı, vs.) gibi dayanmaktadır Burdur'un, özellikle doğaltaş rezervleri de yükselen bir ekonomik değer olarak ortaya çıkmaktadır. Önemli bir gelişme potansiyeli olarak harekete geçen "mermer sanayi", Burdur için ve ülkemiz için çok büyük bir ilerleme ve markalaşma yolundadır. Ayrıca; silah sanayi, tekstil ve tekstil makineleri sanayi, inşaat-yapı sanayi, orman ürünleri sanayi, mobilya ve müzik aletleri sanayi, plastik sanayi de Burdur'un önemli sektörleri arasındadır.

Burdur'un sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi 31'dir. 1987-1994 yılları arasında Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla'sındaki ortalama yıllık artış hızı  %3 iken. Burdur ili % 1,5 ile Türkiye otalamasının altında gelişme göstermiştir.

Burdur'da İhracat:

2004-2007 yılları arasındaki ekonomik gelişmeler içinde Burdur, Türkiye'nin gelişmesindeki oransal/binde bir paralelliği yakalamıştır. Türkiye'nin 2006 ihracatı 85 milyar dolar iken, 2007"de 100 milyar doları aşmış; Burdur ise, aynı yıllarda 85 milyon dolardan, 100 milyon dolara yaklaşmıştır.

TARIM VE HAYVANCILIK

İlimizde 43.100 aile tarımla uğraşmakla ve tarım işletmeleri, "Aile işletmeciliği" şeklindedir Tarımsal faaliyet alanı bakımından 6.465'i (%15) bitkisel urun yetiştirmekte, 6.465'i (%15) hayvan yetiştiriciliği yapmakta ve 30.1701 (%70) hem bitkisel ürün, hem de hayvan yetiştiriciliği işini yürütmektedir.

Burdur'un Arazi Varlığı

Yapılan araştırmaların sonunda Burdur'un arazi varlığının toplam 713-500 hektar olduğu saptandı. Bu arazi varlığının. 209.828 hektarı tarıma elverişli alan, 325.601 hektarı orman ve fundalık, 9.118 hektarı çayır ve meralar, 29.693 hektarı sulu satıhlar ve 139.260 hektarı tarıma elverişsiz olarak kullanılıyor. Tarımsal sulama alanlarında ise 58.431 hektarı sulamaya elverişli arazi, 27.741 hektarı Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü sulama 19.590 hektarı DSİ sulaması,   11.100 hektarı da halk sulaması şeklinde kullanılıyor.

Tarımını da, hayvancılığa destek alan olarak kullanma; yani, tarımda yem bitkilerine yönelme hızlanmıştır. Burdur'da, 2002'ye gelinceye kadar hemen hiç mera ıslahı söz konusu olmamış; 2004-2007 arasında ise, 11 bine yakın mera ıslahı yapılmıştır. Tarımda desteklemelerin yeri de önem kazanmaya başlamıştır. Bu anlamda Burdur çiftçisine, 2007 yılında 35 milyon YTL tarımsal destek sağlanmıştır.

Burdur'da Tarım

Burdur'un yüzölçümünün yüzde 60'ı dağlık, yüzde 18'i engebeli, yüzde 19'u ova ve geri kalan kısmı yayladır. Burdur ili toplam arazi varlığı 746.100 hektardır. Bunun da yüzde 37'sini meydana getiren tarım arazilerinin yüzde 21,3'ü 1.sınıf, yüzde 36,4'ü 2.sınıf ve 21,1'i 3.sınıf tarım arazisi durumundadır. Burdur'da 236.200 hektarlık tarım arazisinin 128 bin hektarı sulanabilir arazidir. Ancak halen, yüzde 42'lik bölümü sulanabilmektedir. Burdur ili kültür arazisinin yaklaşık yüzde 73'ü (171.838 hektar) tarla bitkileri tarımında, yüzde 6'sı (13.130 hektar) bağ-bahçe tarımında kullanılmaktadır. Nadasa bırakılan, tarım arazilerinin yüzde 6,3'ü kadardır. Tarıma elverişli olduğu halde ekilmeyen arazi ise; 36.262 hektar olup, toplam kültür arazisinin yüzde 15,3'ü kullanılmamaktadır.

Bu da gösteriyor ki, tarıma elverişli topraklar sınırlıdır ve tarım ürünleri de tur açısından çok çeşitlilik göstermez. Ürünler arasında en geniş yeri, yüzde 90 ile tahıl oluşturur. Burdur'un yıllık ortalama tahıl üretimi; (başta buğday, ardından arpa) 300 bin ton kadardır. Son yıllarda hızla gelişen hayvancılığa destek alan olarak, yem bitkilerine ve silaja yöneliş artmıştır. Yem bitkileri ekilisi üç kat artarak, 44 bin dekardan 137 bin dekara çıkmıştır. Burdur, kırsal tarımsal üretim değeri açısından, Türkiye genelinde 10. arada yer almaktadır. DİE'nin verilerine göre, Türkiye'de üretilen anasonun % 46'sı, şeker pancarının % 18'i, havucun % 8,8'i ve haşhaşın % 3,5'i İlimizde üretilmektedir. Ayrıca tütün (özellikle Bucak İlçesinde), yerfıstığı, havuç, üzüm ve gülyağı üretimi için yetiştirilen gül (Kuzey kesiminde) Öteki önemli ürünler arasındadır. Bu da Burdur'un, tarım yönünden ülkemizde önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir.

Burdur, geleneksel tarım, hayvancılıkla ve el sanatlarıyla geçimini sürdürürken, giderek hayvancılığını büyük ölçeklerde, modern ve entegre tesisler şeklinde geliştirmeye ve sütteki bakteride AB standartlarını yakalamaya yönelmiştir. Modern tekniklerin kullanılmaya başladığı et ve sut sığırcılığı, il ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Süt, et ve deri üretiminde ciddi rakamlara ulaşmıştır. Burdur'da, tamamına yakını soy kütüğü kayıt sistemi içinde yer alan ve yüzde 97si saf kültür ırkı sığır olmak üzere 133 bin büyükbaş, çoğunluğu keçi olmak üzere 177 bin adet küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Türkiye genelinde ise; 10 milyon büyükbaş, 31 milyon küçükbaş hayvan bulunuyor. Bunun. 4.6 milyona varan süt sığırı varlığının yüzde 37'si yerli ırk. Yüzde 44'ü melez, yüzde 19'u kültür ırkıdır.

Burdur'daki hayvan varlığının, Türkiye genelinin yaklaşık ve süt üretiminin %2,5 kadarına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Burdur'da 2002'de 26 bin adet suni tohumlama yapılırken. 2007 yılında bu rakam 81.536'ya çıkmıştır. Burdur'da su ürünleri üretimi de gelişmektedir; 2002'lerde yaklaşık 425 ton balık üretilirken, 2007'de 1.530 tona çıkmıştır.

Burdur'un sadece hayvansal üretim yapan işletme sayısı ile Antalya'yı kıyaslayacak olursak, dikkate değer sonuç çıkmaktadır: Burdur ilinin hayvansal üretim ağırlıklı bir yapıya sahip olmasına karşın, sadece hayvansal üretim yapan işletme sayısı, Antalya İlinden daha fazla değildir.

Bölgedeki Hayvansal Ürünler Üretimi

Bölgede üretilen sütün önemli bir bölümü Marmara Bölgesi'nde faaliyet gösteren fabrikalara satılmaktadır Bölgede kişi başına üretilen yıllık sut miktarı 295 kg/yıl ile Türkiye ortalamasının üzerindedir.

Süt Üretimi:

Burdur'da süt üretimi hızla artmaktadır, yaklaşık 800 ton/gün süt üretilmektedir. Bu sütün ancak beşte biri Burdur'daki fabrika ve mandıralarda işlenmektedir. Üretimde yeni teknolojiler kullanımı ve uygun pazar olanakları ve özellikle kültür ırkı hayvan miktarında artış sağlanması, keza su ürünleri ile ilgili olarak etkin organizasyonlara kavuşulması halinde çok daha yüksek üretim değerlerine ulaşılabilecektir. Örneğin kültür ırkı inek oranının yüksek olduğu Burdur'da, inek başına ortalama süt verimi 5 ton/yıl'dır.

MADENCİLİK

Burdur ilinde önemli oranda yeraltı zenginlikleri bulunmamaktadır. Bilinen maden rezervlerinin başında kömür çelmektedir.Burdur Belediyesi adına ruhsatlı sahada kömür madeni açılmış ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle çalıştırılamamıştır. Burdur ili Tefenni ve Yeşilova ilçelerinde krom üretilmekledir. İlin değişik bölgelerinde manganez, demir. molibden ve manyezite rastlanmıştır. Bucak, Yeşilova Gençali ve Yarışlı'da mermer üretilmektedir. Karamanlı, Tefenni ve Bucak ilçelerinde son yıllarda mermer tesisleri gelişmektedir.

Mermercilik ve Mermer Sanayi

Mermer sanayisi, Burdur'da gelişen sanayi kollarından birisidir Burdur, son yıllarda, mermer potansiyellerinin farkına varmış, bu alanda süratli bir gelişim göstermektedir. Mermercilikte erken harekete geçmiş illerde duraklama ve gerileme görülürken. Burdur mermercilik alanında suratlı bir atılıma ve sanayileşmeye başlamıştır.

Mermer; metomorfizma olayı sonucunda kalker ve dolomitik kalkerlerin yeniden kristalleşmesiyle meydana gelmiş bir bileşimdir.

İlimiz mermer yatakları bakımından oldukça zengindir. 130 kadarı Bucak ilçesinde olmak üzere, merkez ve ilçelerde 200'e yakın mermer fabrika ve işletmesi bulunmaktadır. Dolayısıyla Burdur"a ekonomi yönden en büyük katkıyı sağlayan sektör durumundadır. Mermer sanayisi aynı zamanda, Burdur'un en büyük ihracat kalemini oluşturmaktadır. Burdur mermerciliği, 'Burdur Beji' ile marka olmayı başarmıştır.

Bu sektör Burdur için gelecek vaat etmektedir. Antalya'nın 2006 yılında yaptığı yaş sebze ihracatı 200 milyon Dolar iken, Burdur'un mermer ihracatı da 80 Milyon Dolardır. Bu oran. Burdur için mermerciliğin önemini belirtmeye yeter. Burdur'da halkın geçim alanında hâlen önde olan tarım ve hayvancılığın, yakın zamanda mermerciliğin gerisinde kalacağı söylenebilir.

TURİZM

Burdur ili doğal ve tarihi zenginlikleri» iklimi ve folkloru ile birçok bölgemizden daha üstün bir turizm potansiyeline sahiptir. Burdur ilk insanların yaşadıkları yerleşim yerleri, antik kentleri ve Türk İslam eserleri ile önemli bir turizm merkezidir.

Burdur, özellikle İnsuyu Mağarası ve gölleriyle; başta Sagalassos olmak üzere antik kentleri ve tarihi Burdur evleriyle, kültür-tarih turizminin iddialı şehirleri arasında yer alıyor. Doğal ve tarihi zenginlikler; iklim, folklor, tarım, tabiat gibi turizm unsurları, Burdur'a birçok bölgemizden daha fazla avantaj sağlamaktadır. Türkiye turizminde önemli bir yeri olan Akdeniz, Ege ve Orta Anadolu bölgeleri arasında bulunan; tabiat güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve folklor olmak üzere üç önemli turizm unsuru, Burdur'u bir turistik cazibe merkezi haline getirmektedir.

Burdur İli turizm değerleri bakımından oldukça zengin olmasına rağmen yeterince tanıtılamamış ve turizme açılamamıştır. Büyük bir çeşitlilik gösteren turizm değerlerini, doğal turizm değerleri (göller, yaylalar, mesire yerleri, mağaralar) ve beşeri turizm değerleri (höyük yerleşmeleri, antik kent kalıntıları, kervansaraylar, tarihi Türk evleri, camiler, türbeler) olmak üzere, iki grup altında incelemek mümkündür.

Dikkuyruk Ördeklerinin kışladığı bir göl olarak dünya çapında öneme sahip olan Burdur Gölü, doğal sit alanı olarak koruma altına alınmış olan Yeşilova İlçesi'ndeki Salda Gölü, Gölhisar İlçesi'nin Güneybatısındaki Yapraklı Baraj Gölü ile Bucak İlçesinin doğusundaki KaracaÖren Baraj Göllerini, Çamoluk (Aziziye), Kozağaç, Yusufça, Böğrüdelik, Kozpınarı yaylaları ile Altınyayla ormanları yayla turizmi açısından değerlendirilmesi gereken doğal turizm değerleridir.

Burdur İl Merkezi'ne 11 km uzaklıkta bulunan İnsuyu Mağarası, ülkemizde turizme açılan ilk mağarayı oluşturmaktadır. Bu nedenle en fazla tanınan ve çok sayıda turist tarafından ziyaret edilen İnsuyu Mağarası ve çevresinin, daha iyi korunması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Kış aylarında Eşeler Dağı'nda kayak yapmaya, yaz aylarında ise bilhassa Burdur, Salda, Yarışlı, Karataş ve Gölhisar Golleri ile, Yapraklı ve KaracaÖren Baraj Gölleri; yüzmek, avlanmak ve su sporları yapmaya son derece elverişli yelerdir. Bu göllerin etrafında bulunan dağ ve tepeler ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar içerisinde çoban çeşmeleri, en eski medeniyet kalıntıları, göl kıyılırında temiz kumsallar, bozulmamış doğa, en leziz Türk yemekleri, Türk motifleri ile işlenmiş kilim ve halılar, şifalı sular, kıvrak Teke Yöresi musikisi ve Burdur folkloru ile tabiat harikası İnsuyu Mağarası, turizm yönünden başlı başına güzelliklerdir. Salda Gölü yurt içi ve yurt dışından gelen gençlere ucuz tatil imkânı sağlayan tesis ve kamp merkezlerine sahiptir.

Aynı zamanda Burdur'da otantik kültür, mağara, göl, dağ, yayla turizmi gibi alanlarda turizm sektörü oluşmaktadır. Yöresel küttür ve geleneksel yaşayışıyla da, "Folklorik ve Kültürel Yaşam Turizmi" potansiyellerine sahiptir. Turistik merkezlerinin oluşmasında rol oynayan en önemli beşeri faktörlerden biri de tarihi ve kültürel değeri olan antik şehir kalıntılarıdır. Bugüne kadar yapılan çeşitli araştırma ve kazılardan elde edilen bulgulara göre; Hacılar ve Kuruçay Höyük yerleşmeleri, Sagalassos, Kbyra, Kremna, Bubon ve Baibura gibi antik kent kalıntıları, Susuz Han ve İncir Han Kervansarayları ile Taşoda, Kocaoda, Piribaşlar ve Mısırlılar evi gibi tarihi Türk evleri, Burdur İli'nin çok çeşitli tarihi ve kültürel turizm değerlerine sahip olduğunu göstermektedir.

FOTO GALERİ

BURDUR
BURDUR
BURDUR
BURDUR

BU SAYFAYI PAYLAŞ

SOSYAL MEDYADA BAGEV

DÖVİZ PİYASALARI

Döviz Alış Satış
USD 3.5901 3.6044
EUR 3.8970 3.9126
GRP 4.5920 4.6261
RUB 0.06390 0.06474

GAZETE BAGEV

GAZETE BAGEV

BATI AKDENİZ
KALKINMA AJANSI

BATI AKDENİZ<br>KALKINMA AJANSI

YÖREX

YÖREX